Victor Hugo - Sefiller

 Victor Hugo - Sefiller









Arka Kapak



Yoksul bir köylü çocuğu olan Jan Valjan, küçük yaşta annesini ve babasını kaybetti. Gidecek başka yeri olmadığı için yedi çocukla dul kalan ablasının yanına gitti. Yetim kalan çocuklara babalık, ablasına da yardım etti. Aradan geçen yıllar onu içine kapalı, sessiz, ama güçlü kuvvetli bir delikanlı yapmıştı. Çektiği sıkıntıdan yakınmıyor, yalnızca ablasının ve yedi çocuğunun karnını nasıl doyuracağını düşünüyordu. Bu hiç de kolay değildi maalesef...


Jan Valjan'ın elinden her iş gelirdi. Yarıcılık, orakçılık, yanaşmalık ve bağ budayıcılığı... Ama bu işler de her zaman bulunamıyor, işsiz kaldığı zamanlar da oluyordu... Jan Valjan, kışın çok soğuk geçtiği ve kıtlık olduğu o yıl da işsiz kaldı. Kendini düşünmüyordu ama evde bir lokma ekmek bekleyen aç yedi çocuk vardı. Karınlarını doyurabilmek için hiçbir çare bulamayınca sonunda bir fırından ekmek çalmak zorunda kaldı.

Özet

Jan Valjan, ablasıyla yedi çocuğuna bakıyordur. Bir gün fırından ekmek çalmasıyla " haneye tecavüzle hırsızlık yapmak" suçuyla beş yıl ceza aldı. Defalarca kaçmasıyla cezasını on dokuz yıla uzattı. On dokuz yıl sonra, kırk yedi yaşında, kürek mahkumu hayatından kurtuldu. Hapishaneden çıktıktan sonra memleketi Pontarliye'ye giderken dört gün yürüdükten sonra, dinlenmek için hanlara gitmiş, para karşılığında bile kimse kalacak yer ve bir kap yemek vermemiştir. Son olarak uğradığı papaz, ona kalacak yer ve yiyecek yemek verir. Sabaha karşı papazın gümüş eşyalarını çalar, zabıtalar onu geri getirir, papaz gümüşleri kendisi verdiğini söyleyerek üstüne gümüş şandamlığı verir.
 Jan Valjan başka bir kente Mösyö Madlen olarak gider. Orayı geliştirir, kendi de çok zengin olur. Herkes ona saygılı davranır. Sonunda bir polis onun Jan Valjan olduğunu bir şekilde anlar. Tekrar kürek mahkumu olur. Bir gemide çalışırken kendini denize atar ve herkes onu öldü bilir. Yanına Kozet'i alarak başka bir yerde, gözden uzak yaşarlar. Peşine onu tanıyan, önceki sefer onu kürek mahkumluğuna geri döndüren Javer isimli polis takılır.
 Mösyö Madlen Javer'dan kurtulur ve oradan uzakta Foşilvan olarak Kozet ile yaşarlar. Kozet ve Marius aşık olurlar.  Sonunda Marius, Kozet'in evini bulur, sevgili olurlar. Mösyö Foşilvan, Kozet'in sevgilisinden haberdar değildir. Paris'in sokaklarında savaş çıkar. Marius, Kozet'e mektup yollar, bu savaşta öleceğini söyler. Mösyö Foşilvan bu mektubu okur, gidip savaşa katılmaya karar verir. Marius savaşta yaralanır. Mösyö Foşilvan onu kanalizyonlarda sırtında taşır. Sonunda ırmağın sahiline çıkarlar. Orada, peşlerindeki polis Javer onları görür. Mösyö Foşilvan rica eder ve Marius'u dedesinin yanına götürürler. Ardından Foşilvan son isteğini, Kozet'i görmek istediğini söyler. Foşilvan eve girince Javer onu orada bırakıp gider. Devletine ihanet ettiğini düşündüğü için intihar eder. Marius dört ay hasta yatar. Sonunda Kozet onu ziyarete gelir. Aile büyükleri onların evlenmesine razı olurlar. 
İlk yıllarında, Jan Valjan'ın Marius'a anlattıklarından dolayı görüşmelerine razı olmaz. Bir yıl sonra yanlış anlaşılmalar düzeltilir. Marius ve Kozet, Valjan'ın yanına giderler. Ölüm döşeğinde olduğunu görürler. Jan Valjan, seksen yaşında, Kozet ve Marius'un  yanında hayata veda eder.


Yorumum

Sefiller, benim çok sevdiğim bir kitap oldu. Anlatımı açıktı, kafa karıştırıcı pek bir yeri yoktu. Kitabın konusu çok güzel işlenmişti. Sıkılmadan okuduğum bir kitap oldu. Ben bu kitabı okumayı bir haftaya yaydım. Pazartesi başlayıp pazar günü bitirdim. Karakterlerin bazılarını yorumlayacak olursam:
Jan Valjan; suçlu olmasına rağmen, normal bir vatandaştan daha yardımsever biri oldu -ki bence suçu büyük değildi, ama o zamanlar böyle olduğu için adalet bir şey demiyorum-. Hem zaten o kadar yıl kürek mahkumu olarak yaşadı, suçunu hayli hayli ödedi,ikinci kez kürek mahkumu olması saçmaydı, affedilmeliydi.
Javer; işine çok bağlı biri. Zaten suçluluk duyup intihar etmesi de bunu gösteriyor. Jan Valjan'ı ısrarla yakalamayı istemesini anlıyorum.
Tenardiye'lere iyi tek bir laf edemem. Gerek Kozet'e yaptıkları, gerek Mösyö Foşilvan'a yaptıklarıyla benim gözümde kesinlikle hakareti hakediyorlar. Tabiki burada onlara hakaret edemeyeceğim.
Tenardiye'lerin aksine kızları Eponin'i ben çok sevdim. Babası ve hayat şartları daha iyi olsa, çok vicdanlı ve iyi  biri olacağına inanıyorum. Ölmesine en çok üzüldüğüm karakterdi.
Kozet; çok tatlı ve güzel bir kız, onun için pek bir lafım yok, kötülüğünü okumadım.
Marius; babasının yolundan gitmeye çalışarak kendini çok büyük tehlikeye attı aslında. Ne olursa olsun, Tenardiye'lere çok yardım etti, bence etmemeliydi.
 Kitaba benim puanım 8/10. Güzel bir kitaptı, tavsiye ederim.
Kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın! 💚







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Maurice Leblanc - Arsen Lüpen Kibar Hırsız

Maral Atmaca - Yaralasar

Aslı Arslan - Sokak Nöbetçileri